| Keman
hayatımda önemli bir dönüm noktasıdır. Daha önceleri gitar ile uğraşıyordum.
Sonra ev arkadaşım gitarı başkasına verdiği zaman kendime yeni bir
gitar alamamıştım. Mutlaka birşeyler ile uğraşmam gerekiyordu çünkü
evde program yazarken müzikten başka birşey gidermiyor insanın o
beyin yorgunluğunu...
Bu sıralarda Ankarada bir arkadaşım ofisinde bana
"Klasik müzik sever misin? keman falan?" diye sordu. E
severim dedim bende.. Bak birşey dinleteyim dedi. Bilgisayarda bir
mp3 çalıyordu. Bir kemancı solo bir eser icra ediyordu. Eser hafif
başlayıp gittikçe çıldırtan bir hızla ilerlemeye devam ediyordu.
Bende kendime demiştim ki "yaw bende çalarım bu aleti be. güzel
bişiymiş" demiştim. Sonra kim bu dedim. O da Niccolo Paganini
dedi. 24ncü kaprismiş eser. Çok hoş dedim ve CD'ye bir kopya aldım.
(Çalarım kısmı için hala şiddetle uğraşıyorum :) )
Sonra
aklıma ortaokul yıllarımda iken dayımın başlayıp bize eziyet ettiği
kemanı gelmişti. Memlekete gittiğim zaman valizin içinden çıkarttım
onu dedeme binbir rica ederek. Fakat yıllardır bakımsız ve bir sel
felaketi atlatmış olan o keman her tarafı açılmış perişan bir haldeydi.
Alıp ankaraya getirmiştim...
Sonra
kemanı yaptırdıktan sonra kendi kendime uğraştım biraz.. Televizyonda
duyduklarımı, arada sırada dinlediklerimi çalar hale gelmiştim.
Ama nota bilgim hiç yoktu. Sonra artık biraz da batı müziği öğreneyim
diye 2003 yılı ocak ayı sonlarında kursa gitmeye karar verdim. Önceleri
bir metod alayım dedim. Metod almak için kızılayda gezerken tanıştığımız
bir kişiye tavsiye de bulunmasını rica etmiştim. O da bir kitap
verdi mağazadaki. Ömer Can'ın keman metodu I idi. Sonra meğerse
kitabı tavsiye eden kişinin Ömer Canın kendisi olduğunu öğrendim.
Bana Çağlar Müzik Kursunu önerdi.
Hemen büyük bir heyecanla kursa gittim. Ergün Çağlar
ile görüştüm. Önce yaşımı sordu. 28 dedim. Yaşınız çok geç sayılır
keman için. keman zordur dedi. Sonra bana 3 aylık bir program verdi.
Önce keman olmazsa gitar olmazsa piyano diye. olmazsa olmaz diyoruz
diye de eklemişti. Ama ben azimle başlamıştım.
Notaları
yeni tanıma, bağlı çalma, staccato, la minör, do major gibi kavramlar
o zaman girdi hayatıma.. Sevgili Ayhan Çağlar Hocam, bana çok hızlı
ilerliyorsun iyi gidiyorsun diyerek git gide ağırlaşan bir metod
verdi. 3 ayda 3. pozisyona geçmiştim. 1 yıl sonunda da vivaldi mevsimlerden
largo bölümleri çalar hale gelmiştim. Sonra 2004 mart ayı gibi ODTÜ
senfoni orkestrasının şefi ve yakın arkadaşım Umut Asil gel orkestraya
diye çağırdı. Şaka yapıyor sanmıştım. Provalar akşam etüdler derken
1.5 ay içinde konser oldu bitti.
O yaz sevgili Ergün Çağlar Hocam ile çalışmaya
başladık. Bana sen çok ilerlemişsin yahu demişti.. Onun ile epey
bir süre daha çalıştıktan sonra Çağlar müzik okulu orkestrası konseri
ve ODTÜ senfoni orkestrası konseri ile 2 konserimiz oldu.
Daha sonra askerlik için Ankaradan ayrıldım ama
her zaman olduğu gibi kemanım yanımda ve çalışmaya devam... Kemanım
benim için bir dost, bir arkadaş ve bir sevgili oldu...
NICOLO PAGANINI (1782-1840)
On
dokuzuncu yüzyılın en ünlü keman virtüözü ve romantik dönem İtalyan
bestecisi Nicolo Paganini (1782-1840), keman çalma tekniğinde bir
devrim yaratmıştır. Gerek kemanın teknik olanaklarını zorlayan üslubu,
gerekse kendini tedavi eden döneminin hekimlerince tanımlanan iskelet
bulguları dikkate alındığında Marfan Sendromu'nu düşündürmektedir.
Paganini'nin keman çalış tekniğinin "sanki
el parmaklarının kas ve kemikleri yokmuş" izlenimi verdiği
şeklinde tanımlanması, Marfan Sendromu'nda görülen araknodaktili
ve aşırı eklem hareketliliği ile uyuşmaktadır. Nicolo Paganini'de
el parmak kemikleri ve eklemlerinde var olan sıra dışı yapısal özelliklerin
yanı sıra elastik bağ dokusuna ilişkin diğer klinik belirtiler ve
vücut boyutlarının orantısızlığı da dikkat çekmiştir. Teknik
açıdan sol teli üzerinde 3.5 oktav çalabilecek ölçüde virtüözite
sergileyebilmesi, bir ölçüde Marfan Sendromu'nda görülen
eklemlerin hipermobilitesi ve ligamantöz gevşeklik ile açıklanabilir.
Nicolo Paganini büyük ölçüde kendi kendini yetiştirmiş,
keman çalma tekniğinde devrim sayılabilecek buluşları ile mükemmel
bir teknik geliştirmiştir. Konserlerini parlak doğaçlamalarla, kemanının
bir veya iki telini koparttıktan sonra parçayı kalan tellerle devam
ettirmek gibi sıra dışı teknik gösterilerle süslemiştir. 1801-1807
yılları arasında eşliksiz keman için kendi geliştirdiği yeni tekniğin
özelliklerini ortaya koyan 24 Kapriçyo ile keman ve gitar için altı
sonatlık iki dizi bestelemiştir. Kapriçyoları ve çeşitlemelerinin
temel özelliği, yeni parmak basma yöntemlerinin ve yeni akort değişimi
tekniklerinin sergilenmesidir. Bestesi "Moto Perpetuo"'yu
üç dakikada çalması, dakikada 1008, saniyede 16.7 nota basabildiği
anlamına gelmektedir. Solistler için özel güçlüklerle dolu
olan ,yalnız kendinin seslendirebileceği yapıtlar bestelemiştir.
Kemanın ve müziğinin gizini kendine saklamak istemiş,
öğrenci yetiştirmemiş, yapıtlarının basımına ve dağıtımına yanaşmamıştır.
Romantik kişiliği ve serüvenleri Mephistopheles'le
özdeşleştirilmiştir. Keman çalarken olağanüstü tekniği, şeytanın
işbirlikçisi olduğu efsanesinin doğmasına yol açmış; fizyonomisi
(karakteristik yüz ifadesi) ve orantısız uzun vücut yapısı şeytanla
ilişkisi olduğu söylentilerine dayanak gösterilmiştir.
En ünlüsü "Opus 6 Re majör I. Keman Konçertosu"
olmak üzere 6 keman konçertosu, 12 keman ve gitar sonatı, 6 keman,
viyola, viyolonsel ve gitar dörtlüsü bestelemiştir. Virtüözlüğü
yalnız yaylılar müziğini değil, piyano ve orkestra müziğini de etkilemiştir.
Franz Liszt üzerindeki büyük etkisinin yanı sıra Robert Schumann,
Karol Szymanovwski, Alfredo Casella, Boris Blacher, Witold Lutoslawski
ve Sergei Rachmaninov gibi romantik bestecilere de esin kaynağı
olmuş, temaları üzerine çeşitlemeler yazılmıştır.Son yıllarında
tanısı konulamayan hastalıklar ile boğuşmuş ve fiziksel ve mental
açıdan sağlığı giderek bozulmuştu. Sesi giderek kısılmış, ölümünden
önce tümüyle çıkmaz olmuştu.Büyük olasılıkla Marfan Sendromu'na
bağlı olarak gelişen asandan aort anevrizmasynyn N. recurrens larengialis'e
basysy sonucu disfoni gelişmiş olabileceği düşünülebilir. Fransa’da
1840 yılında 57 yaşında iken şiddetli karın ağrıları ile karakterize
bir süreç sonunda, büyük olasılıkla da aort disseksiyonu komplikasyonu
sonucunda öldü. Şeytanın iş birlikçisi yakıştırmasından ötürü gömülmesi
bile sorun yaratmış, Katolik mezarlığına gömülebilmesi için gerekli
kilise onayı ancak ölümünden dört yıl sonra verilmişti. Paganini'nin
yaşamı gibi müziği de bağımsızdır, bir akımın temsilcisi olmamıştır.
Hünerlerini sergileyebileceği şaşırtıcı,gösterişli ve parlak, fakat
derinlikten yoksun besteleri, kemanına sessel sınırları zorlayan
egemenliği ve Marfan Sendromu'nu düşündüren yapısı ile müzik tarihinde
iz bırakmıştır.
(Kaynak: muzikolopedi.org)
|